Size arkadaşımı anlatacağım az biraz. Adı Ebru, onunla ortaokuldayken tanıştık. Babaannesi ve dedesiyle yaşıyordu ve hep ailesini özlüyordu. Şimdi başka bir şehirde okuyor, tekrar aynı şehirde buluşabilme ihtimalimize dua ediyoruz, kpss teyze bizi buluşturur belki. Yani yine ailesini özlüyor. Hüzünlü bir yaşamı varmış gibi görünüyor -ki biraz öyle- ama tanıdığım en neşeli en komik en şahane insandır kendisi. Liseye başlayacağımız yıl tam anlamıyla dost olduk. İnsanın hayatında Ebru gibi bir tane dost olsun yeter. Bu aslında bir açıdan da kötü çünkü başka arkadaş edinemiyor insan, o var nasıl olsa bana yeter diyor. Tecrübeyle sabit. Şimdilerde en yakın arkadaşsız bir şekilde geçiriyorum günlerimi.
Biz hep çok iyi arkadaşlardık. Yanlışı doğruyu ayırt edip yeri geldiğinde tartışmayı bilip yeri geldiğinde hemfikir olabildik. Çok iyi anlaşmamıza karşın sık sık küserdik :) Öğretmenler gelir barıştırırdı bizi. Okulun çıkış saatine yakın küsmüşsek eğer çaktırmadan birbirimize göre hareket ederdik. Okul hem otobüs hem yürüme mesafesindeydi. Eğer birimiz yürüyorsa diğerimiz de yürürdü. Yolun bir tarafında ben diğer tarafında Ebru birbirimizi kollayarak aynı zamanda tavır yaparak evin yolunu tutardık. Eve gider gitmez de mutlaka birimiz telefon açar karşılıklı özürler diler, barış ilan ederdik.
