22 Ocak 2013 Salı

Can we get married? Çok zor bu işler..

Can We Get Married?

Bir tarafta evlenmeye karar veren bir çift diğer yanda ise boşanmaya karar veren bir çift var, üstelik karar sahibi kızlar kardeş. Aynı aile hem evliliğe hem de boşanma hazırlığıyla uğraşıyor anlayacağınız. Dizi boyunca öff ne zormuş arkadaş evlenmek derken bir yandan da aboo evlenmek dert boşanmak daha da dert en iyisi evlenmemek diyerekten ailedeki hiç evlenmemiş ayakları üzerinde sapasağlam duran teyzeye gıpta edebilirsiniz =)

Can We Get Married?

14 Ocak 2013 Pazartesi

Kitap okuyoruz #1

Her gün mutlaka yirmi-otuz sayfa kitap okuyan ben son zamanlarda bütün kitapları elimde süründürür hale geldim.. Üstelik hepsi de emanet kitap.. Okuma moduna geçiş yapmak üzere son zamanlarda okuduğum birkaç kitaptan kısa kısa bahsedeyim dedim.

Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık (Mehmet Uzun) : Kitap Baz ve Kevok’un ölüm yolculuğuyla başlıyor. Sonra ikiliyi ölüme götüren olaylar anlatılıyor bölüm bölüm. Her bölüm yaklaşık yirmi beş sayfa, uyumadan önce düzenli olarak yirmi beş sayfa okuma alışkanlığı kazandım bu kitap sayesinde :) (şu sıralar kaybetmiş olmam yeniden kazanmayacağım anlamına gelmiyor :P) Değişik bir roman. Kitap Baz ve Kevok adında iki kişinin hayatını anlatıyor ülke sorunlarıyla birlikte. Baz Şahin, Kevok ise Güvercin demek. Hiç alakası yok ama Kevi de keklik demek. Kimliğinde adı Keklik, Güvercin yazan birini görürseniz alay etmeyin, o ismin orijinali emin olun başka bir şeydir ve o zamanın şartlarında başka isim kabul edilmediğinden Türkçe karşılığı yazılmıştır.. Gılgamış Destanı’ndan bir alıntı var kitabın girişinde, Gılgamış’ın karanlıklardan geçip aydınlığa kavuşmasıyla ilgili küçük bir alıntı. Baz ve Kevok’un da olayı aynı: Karanlıklardan geçip aydınlığa kavuşmak.

“İnançları farklı, dilleri farklı, kimlikleri farklı diye insanlar birbirine düşman olmamalı. İnsan bir kimliğe bir dine, bir dile sahip olarak dünyaya geliyor ve bunlarla büyüyüp yaşıyor. Bundan insanın günahı, suçu ne?” (Sf: 315.)

4 Ocak 2013 Cuma

sorulu cevaplı yazı.

Ne zamandır mim yazmıyordum :P Deniz'in yörüngesi'nden çerezlik bir mim gelmişti vakti zamanında üşenmedim yazdım :D Bir sürü beş şeyli soru var.

blog

27 Aralık 2012 Perşembe

Mim: Birkaç yeni yıl dileği..

noel dilekleri

Burcu ve Asiruh çingudan gelen mim üzerine birkaç dilek sıraladım bu defa zorlandım istediğim bir şey bulamadım desem yeridir, öyle zengin falan da değilim halbusi ne diye zorlandım bilmiyorum. Bu mimi seviyorum ha, eğlenceli. Öncelikle geçen sene dilediğim dilekleri inceledim içinden bir tanesi bile olmuş mu diye ve hayır, olmamış! :D Eneee dur dur olmuş meğersem! Ama önce olmayan dileklerime değinmek istiyorum öhö öhö:

25 Aralık 2012 Salı

Bollywood esintili post #1


Hint filmi deyince ne geliyor aklınıza? Bir süre öncesine kadar benim aklıma müzikli danslı acayip acayip filmler gelirdi… Şimdilerde aklıma gelen tek şey Aamir Khan doğrusu :)) Adam oynuyor, gülüyor, ağlıyor kendine hayran bırakıyor. Aamir Khan etkisi kolay geçmese de Bollywood denince aklınıza ikinci üçüncü sırada gelmesi gereken şey yine şarkılar tabii. Adamlar ne kadar çok seviyor müziği arkadaş! Her filmde bir -hatta birkaç- klip var resmen. Kocaman karizmatik adamların dramatik bir sahnenin ortasında klip çekimine geçiş yapmalarına çok gülüyorum :D Bir sonraki sahneyi, repliği beklerken bir bakıyorsun çalgı çengi başlıyor adamlar oradan oraya hoplaya zıplaya şarkı söylüyor falan olmuyor valla :D Müziksiz filmleri var mı çok merak ediyorum, biri bu adamlara film için en gerekli şeyin senaryodan önce müzik olduğunu söylemiş olmalı. Tuhaf bir etkileri de yok değil hani, bir süre sonra kendinizi tempo tutarken yakalayabilirsiniz veyahut daha da kötüsü tempo tutarken ev halkından birine yakalanıp “N’apıyon deli!” bakışına maruz kalabilirsiniz, benden söylemesi. Uzatmadan izlediğim birkaç bolivud filminden bahsetmek istiyorum.

5 Aralık 2012 Çarşamba

Hayata dair gülümseten detaylar..

Hayata dair gülümseten detaylar


Boş zamanım olduğunda ve bu zamanı dolduracak bir şey bulamadığımda veyahut bir şey yapmaya üşendiğimde hep aynı şeyi yaparım: Ekşi sözlük okurum. Önce göz gezdirir rastgele başlıklarda gezinir eğlenirim sonra dönüp dolaşım o başlığa giderim; hayata dair gülümseten detaylar. Çok fazla entry var başlıkta oku oku bitmiyor… Evet, son zamanlarda yapacak işim olmadığından bu başlıkta takılıyorum :)

Okurken güldüğüm, garip tepkiler verdiğim bazen de hüzünlenip güldüğüm, ‘Hayat güzel yav!’ dedirten entryleri okurken mutlu oluyorum. Bu da benim hayata dair gülümseten detaylarımdan biri ama sadece biri :’)

30 Eylül 2012 Pazar

Mim: Bi' sürü soru

Bu mimi yazmayan bir ben kalmıştım :’) Burcu, Korelim ve Bunu Sevdim sağ olsun beni üç koldan mimlemiş, oturdum yazdım.

gong yoo

Leon ♥ Sevginin Gücü


Leon fanart


Bu filmi ben izlemişsem eğer eminim herkes izlemiştir. İzlemeli de. Bir katili insan ancak bu kadar sevebilir. Ne zaman Sezen Aksu'nun şu şarkısını dinlesem veyahut süt içsem -şu an olduğu gibi- aklıma düşer Leon. Uzun zamandır Leon için duvar kağıdı yapmak istiyordum, iyi oldu bu :)

14 Ağustos 2012 Salı

Mim: Hatırladığım ilk anı.


Leonid Afremov

(By Leonid Afremov)
En son ne zaman mim yazmışım bakmadım ama uzun zamandır yazmıyormuşum gibi hissediyorum, bu zaman zarfında bir sürü güzel mim geldi üstelik ama hiç fırsat bulamadım. Özürlerimi sunuyorum, inşallah yazacağım. Bu mimi hemen yazmamın sebebi ise ilginç bir konu olması ve mimleyeceğim kişilerin yazılarını merak etmem. Mimin konusu; hatırladığınız ilk anı. Ne kadar ilginç di’mi? Severek takip ettiğim Mikal Zia’nın başlatıığı bir mim, bir sürü kişiyi mimlemiş ve ben hepsini merak ediyorum! :))

2 Ağustos 2012 Perşembe

Çi Korkunce!*

çi korkunce!

Az önce eve giderken apartman girişinde, merdivenlerin tam önünde kocaman böcekler vardı! Biri merdivenin ilk basamağında diğeri ise merdiven başlangıcındaki paspasta. Lazeri ve ışıldağı olan bir anahtarlık kullanıyorum ki böyle zamanlarda –ve elektrik kesildiğinde- çok işe yarıyor. Yaz geldi mi feneri açıp öyle giriyorum apartmana çünkü akşam oldu mu bahçede bir sürü böcek oluyor.


Böceklerin biraz uzağında eve nasıl giderim hesabı yapıyorum bir yandan da kardeşimi çağırıyorum gel diye ama tınlayan yok ki… Yarım saat bekledim orada böcekler gitsin diye :/ Her seferinde aynı işkenceyi yaşamak nasıl büyük korku benim için.


Bir defa da aşağı inerken hoplaya zıplaya ilk merdivenleri indim ikinci merdivene gelince aniden durmamla düşmem bir oluyordu. Son anda trabzana tutundum şükür. Merdivenlerin tam ortasında vırak vırak vırlayan pörtlek bir kurbağa vardı. Ya üstüme zıplarsa, ayağıma değerse gibi korkular üşüştü hemen beynime, ne yaptım peki? Aşağı inmekten vazcayıp eve yollandım :D