Görsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Görsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2012 Pazar

Leon ♥ Sevginin Gücü


Leon fanart


Bu filmi ben izlemişsem eğer eminim herkes izlemiştir. İzlemeli de. Bir katili insan ancak bu kadar sevebilir. Ne zaman Sezen Aksu'nun şu şarkısını dinlesem veyahut süt içsem -şu an olduğu gibi- aklıma düşer Leon. Uzun zamandır Leon için duvar kağıdı yapmak istiyordum, iyi oldu bu :)

10 Haziran 2012 Pazar

Genç Werther'in Acıları

Genç Werther'in Acıları


Goethe’nin ilk romanı olan Genç Werther’in Acıları’ndan bahsetmek istiyorum ama kitap içeriğiyle ilgili fazlaca bilgi vermekten korkuyorum. Esasında kitapla ilgili en ufak bilgiye sahip insan bile kitabın meşhur olma sebebini az çok biliyordur. Kitabın yaydığı salgın, sendrom ve akım kitabın sonunu açık etmeye yetiyor. Ben de yıllar öncesinden kitabın etkisini biliyordum, edebiyat dersinde bu konuyu işlemiştik…

Demek istediğim kitapla ilgili içerik öğrenmek istemeyen kişiler lütfen yazıyı okumasın ama sadece bu yazıyı okumamakla kalmayıp aynı zamanda kitap sitelerinde ayrıntı aramasın zira romanın ilham kaynaklarını merak edip araştırırken sadece özet bölümünde bile kitabın sonunun aynen yazıldığını gördüm. Evet bu yazıda spoiler denen şey var. Okuyup okumamak size kalmış…

27 Mayıs 2012 Pazar

The City Hall: Siyaseti sevdiren dizi...

Uzun zamandır izlemek istediğim halde bir türlü fırsat bulup izleyemediği bu güzel diziyi nihayet izlemiş bulunmaktayım. Her zaman izleme listemde olmasına rağmen, "Çok sıkıcı hep siyaset!" gibi olumsuz yorumlardan dolayı biraz erteliyordum. Üstelik daha önce Cha Seung Won veya Kim Sun Ah ile tanışmamıştım. Çok sonradan Greatest Love, Scent of A Woman, My name is Kim Sam Soon gibi dizileri izleyip oyuncuları görünce ,bu iki muhteşem insanı bir araya getiren diziyi sıkıcı bile olsa izlerim dedim. Pişman değilim, dizi gerçekten çok iyiydi! İzlediğim en iyi dizilerdendi. İzlerken sahneleri paylaşmamak için kendimi tuttuğumu bilirim :) Şurada dayanamamış küçük bir post yayınlamıştım hatta... Yine de ilk iki bölüm biraz yavan gelebilir, başlangıç ne de olsa. Şimdi size kısa kısa diziyi anlatacağım, hadi bakalım..



11 Nisan 2012 Çarşamba

Sendrom #2 Kısa boy sorunsalı..



Kişisel sendromlara devam. Geçen yazımızda ortanca kardeş sendromunu konuşmuş, sorunu kökten çözmüştük :P Bu defa kısa boy sorunsalına değiniyorum. Maalesef yine tecrübelerime dayanan bir yazı olacak. Gönül isterdi ki uzun boylu insan olmanın avantajlarını yazayım, ah ahh kompleksim çıkıyor yavaştan yukarı :P Şaka şaka boy konusunda azucuk -gerçekten az, yazıya bakmayın siz!-  bir kompleksim var, kabul ama bir okuyun yazıyı, niye var görün. Ben değil etrafımdakiler sorunlu boyum konusunda. Ben hiç kısa boylu biri olduğumun farkında değildim -ahaha iç sesim itiraz ediyor bu cümleye-  en azından kısa boyun sorun teşkil edeceğinden/ettiğinden vs haberdar değildim. (Etmiyor da zaten.)Ne zaman okula gitmeye başladım o zaman bu sorun patlak verdi. Bir de baktım “Aa ben kısaymışım, ne ayıp!” diyorum. :P Zaman iç dökme zamanıdır çingu!

2 Nisan 2012 Pazartesi

Beklenen film: Açlık Oyunları

Nihayet filmi izleyebildim. Filmde 15 yaş sınırı varmış biletleri almaya giderken şöyle öğrendim:

“Açlık Oyunları filmine bilet almak istiyorum.”

Kafasını ekrandan ayırıp bilet almak isteyen bana bakan satıcı kaşlarını çatarak: “Affedersiniz, yaşınız kaç? Tek başınıza mı geldiniz?”

Allah allah ne yaşı yahu şaşkınlığından sıyrılamadan yirmi iki deyiverdim. Film başlarken ekrandaki yaş sınırını görünce jeton düştü! Neyse.

Salonda en dikkat çeken izleyici, iki yaşlı teyzeydi. Teyzelerden biri evde yağsız tuzsuz, sıfır kalori mısır patlatmış gelmişti. :) Çok tatlılardı! :)


hunger games - açlık oyunları

1 Nisan 2012 Pazar

Seviyorum seni kadın!

City Hall izliyorum şu sıralar.

"Gelecek yıl şanslı olursam bu çocuklardan biriyle çıkacağım"

(Ben de! :D )

29 Şubat 2012 Çarşamba

İki Vip'den Healing Camp sohbeti...

Selocann ve ben oturduk Healing Camp yazısı yazdık karşılıklı. Ortak yazı yazmak çok eğlenceliymiş:) İzlemeyenler için programın genel bir özeti oldu yazı, keyifli okumalar :) Siyahlar ben, kırmızılar Selocan :D




25 Şubat 2012 Cumartesi

Photoshop, ders 8

Konu: PNG

PNG nedir diye sorsanız bana fotoyu arka plandan kusursuzca ayırmak, arka plan temizlemek derim, çok ısrar ederseniz bir de ‘fotoğraf formatlarından biri’ derim. Daha profesyonel bir yorum isterseniz eğer; açılımı Portable Network Graphics olan kısa PNG dediğimiz şey, "Taşınabilir Ağ Grafiği" anlamındaki (Portable Network Graphics)'in kısaltmasıdır.

lee min ho fanart wallpaper

21 Şubat 2012 Salı

Bigbang, Türkiye'de!


turkish vip


Düşündükçe heyecanlanıyordum. Biz sahiden Kore’ye gitmiştik. (bkz: Türk Vip'ler Kore'de) Üstelik Bigbang konserini izleyip onlarla tanışmıştık. Ne tanışması yahu kanka olmuştuk resmen. Küçük partimiz aklıma geldikçe hala gülüyorum. Özge’nin T.O.P’ye yaptığı “Senden çocuğum olsun…” serenadı en komik anılarımdan biri. Aylar geçmesine rağmen daha dün yaşadığımız şeylermişçesine tazeydi her şey…


13 Şubat 2012 Pazartesi

Mim: Çekik Sultanlar ~

Birkaç gün önce kendi kendime düşünüyordum; birisi mim başlatsa da blogdan bloga konsak diye.. Bu yazması, okuması çok eğlenceli mim tam zamanında geldi. Zaten kendime bir liste yapmıştım ama yayınlamak fırsat olmuyordu bir türlü, mim başlayınca bekledim biri bana paslasın diye :D (Bu mim bana gelmeseydi küserdim valla :P ) Mimi bana paslayan Nomuyeppuda çinguma çoook teşekkür ediyorum:) İşte benim haremim...

Taeyang


taeyang fanart

10 Şubat 2012 Cuma

Ben buralarda değilken..

Selam!

comeback!

2012 beni olduğumdan daha tembel biri yaptı sanırım. 1 ocaktan beri blogumu güncelleyemedim bir türlü. Çocuklarım olmadan asla diyen Aliye misali (Gündüzleri birkaç kez Aliye’nin tekrarına denk geldim de :P )ben de blogum olmadan asla diyor ve geri dönüyorum. Sizi bilmem ama ben kendi çöplüğümde (Özür dilerim canım blogum, sen çöp değilsin!) ötmeyi özledim. (Tabi ben de tavuk değilim). ÖSS’ciler parantez içinde yapılan esprilerden bloggerın zeka düzeyini bulun bakalım :P

Uzakta kaldığım dönemde Kim Sun Ah festivali yaptım(ki hala devam ediyor) artık Kim Sun Ah hayranıyım, kadın ne yapsa izlerim; te o kaa!

30 Aralık 2011 Cuma

Mim: Yeni yıldan neler neler istiyorum...


bigbang fanart

Selocan, EunHye ve Be-Pu'lardan güzel bir mim gelmiş.  Hazır işim yok oturup yazayım dedim. İşte benim saçmalıklarım pardon isteklerim :P Güzel bir yıl geçirmek dileğiyle...

***

22 Aralık 2011 Perşembe

Türk Vip'ler Kore'de!



Kore maceramızın ilk bölümünü Lee’nin yazısından okudunuz, merakla beklenen devamını nihayet yazdım. Tüm Vip’lerin ortak hayali olan Bigbang konserine giden ilk Türk Vip’ler olmayı başardık mı sizce? Okuyalım bakalım…

***

9 Aralık 2011 Cuma

Çok Yönlü Blogger Ödülleri..


blog ödülü

Ödül dağıtma sırası bana geldi. Bir tanecik ödülle bile mutlu olacak olan bana sekiz ödül birden geldi; mutluyum! Lee, Masal, Be-Pu Sadece Deniz, Nomuyeppuda, Kore Delisi , Sevgili Günlük ve Madam Patapuff'a çok ama çok teşekkür ediyorum. Bu güzel mimde unutulmamak gerçekten güzel. Mimle ilgili iki güzel kuralımız var:

  • Bu ödülü bize layık gören kişiye teşekkür edip bloğunun linkini paylaşıyoruz.

  • Hakkımızda bilinmeyen 7 gerçek yazıyoruz.

18 Kasım 2011 Cuma

Suzanne Collins'den Hayatta Kalma Serisi: Açlık Oyunları



"Bir kız var elbette. Onu gördüğüm ilk andan beri aşığım. Ancak, toplama gününe kadar varlığımdan bile habersiz olduğundan eminim."

...
"Yani kazanmak, benim durumumda bir şey ifade etmiyor."
"Çünkü... Benimle birlikte, o da buraya geldi."

(Açlık Oyunları / Sf: 139)
 
Başkenti Capitol olan 12 mıntıkanın bulunduğu bir ülke: Panem. Zamanında büyük mücadeleler ve kayıplar veren ülke, bu yaşananları unutturmamak ve mıntıkalara üstünlüklerini gösterip gözdağı vermek amacıyla her yıl düzenledikleri bir yarışma: Açlık Oyunları! Capitol tarafından düzenlenen ve tüm mıntıkaların zorunlu olarak katıldığı, TV'den canlı yayın yapılan soluksuz bir yarışma.  Yaşları 12 ila 18 arasındaki her çocuğun katılmak zorunda olduğu acımasız kurallarla dolu yarış. Kurallara göre her mıntıkadan bir kız bir erkek çocuk (diğer adıyla "haraç") seçilir.

9 Kasım 2011 Çarşamba

Abime de güvenemeyeceksem :P

yuppi!


Bugün koltuğa uzanmış kitap okuyorum. Bir yandan da kardeşime git bana kahve yap diye ısrar ediyorum. En son yapmayacak dedim vazgeçtim ısrarımdan ki elinde kahveyle çıkageldi. Bir yandan kitap okuyup bir yandan kahvemi içerken talihsiz kaza gerçekleşti ve kahveyi kitaba döktüm! Evin sakarı kardeşimken üstelik!

Hemen koltuğu sildim sonra kitabı ama kitabı silmek pek mümkün değil.. Türk kahvesi döküldü bir de :D Hala kurumuş kahve telveleri kitabın sayfalarında mecvut :D Peçeteyle biraz silip fanla kurutmaya çalıştım ama sanki daha kötü oldu sayfalar. Ablam görse öldürür beni. Ne yapsam ne etsem falan...

Kitabı okumadan önce de ablama kitap siparişi vermiştim, Açlık Oyunları kitabının ikinci ve üçüncü kitabını bekliyordum bir haftadır, nihayet gelmiş. Böyle bir durumda bu kaza kötü oldu :/ Kaldığım sayfayı kıvırmama izin vermeyen, kitabı okumadığım zamanlarda ortalıkta bırakmama kızan bir abla bu. Hemen plan yaptım: Kitabı okudukta sonra kitap kutusuna koyacaktım ve böylece olay kapanacaktı. Zaten olay şahidi bir ben bir de kardeşim.. İkimiz bir şey söylemezsek ablam fark etmez ve fark edene kadar zaten ben bir şekilde hallederdim..

19 Ekim 2011 Çarşamba

Minyonum, 34 yaşındayım ama bebek yüzlüyüm^^

Çok oldu diziyi bitireli aslında ama hazır canım sıkılıyorken kısaca yazayım dedim. Aklımda kalan: Choi Jin Wook :D Tatlı adamdı be. Şimdilerde The Musical dizisinde oynuyormuş, belki izlerim. Bence bu oyuncuya cuk oturmuştu baby face'teki rolü. Görüntüsü ve hareketleri biraz şapşaldı :D İlk bölümü inanılmaz eğlenceli geldi bana. Choi Jin Wook'un podyuma fırlayıp "show" yaptığı sahneye bittim!!

choi jin wook


Lee So Jin ile çekişmeleri de çok komikti. So Jin'in arabasını çizdiğini sanarken Başkanın karşısına çıkması veya sos kasesini başkanın suratına boca etmesi.. :D :D Hele dizi boyunca başkan ve So jin arasındaki para alışverişini hiç anlayamaması! :D Kısacası eğlenceli bir karakterdi. Daha önce Cyrano Agency filminde izlemişim bu elemanı ama hiç dikkatimi çekmemiş. Film de kötüydü zaten. Ama az önce şu fotoğrafını gördüm nette, şalvarına bittim Daniel :P