25 Nisan 2012 Çarşamba

Canlı post!

Az önce gelişen bir şeyi en canlısından aktarıyorum. Oturmuş Öyle bir geçer zaman ki’yi izliyoruz, Soner intihar etti edecek…. Babam teee geçen sezon finalini, Soner'in ölümsüz kardeşinin intihar ettiğini hatırlayıp bana sıkı bir kahkaha attırmış falan filan...

O sırada abim bücür cadı gibi burnunu oynatınca ben; “Tabi baktın burnun büyük, bir tek nefes alma işlemini görmesi seni rahatsız etti; bir de büyü yapayım dedin, haklısın!” dedim.

Abim ise; “Eğer ben minik burnumla büyü yapabiliyorsam sen o burunla kıyameti koparabilirsin!” dedi. (!)

Alın size sendrom #3 :D

22 Nisan 2012 Pazar

Çok acayip bir mim..

Ahh ahh nerede o harem mimleri, ödül mimleri? Nelere kaldık, görüyorsunuz. Şöyle eğlenceli bir mim yok ki güzel güzel okuyalım, hevesli hevesli yazalım. Nerede o eski mimler… Birkaç gündür çoğu blogda dolaşan bu mim bana gelecek mi diye merak ediyordum açıkçası. Birazcık saçma bir mim, durduk yere neden yemek olsam şu olurdum bu olurdum diye düşünür ki insan? Mimi başlatan arkadaş ne düşünerek hazırlamış bu soruları acaba, belki de gençlik dergilerinden esinlenmiştir :P Saçma ama yine de eğlenceli olabilir, cevaplayacağım. Mimi paslayan Mikal Zia’ya teşekkür eder sorulara geçerim.

Yemek olsan hangisi olurdun?

-Hmm… Makarna olurdum. Çünkü pratik! Çünkü ulaşılabilir! Ketçapsız yemeyin ama :P

Muzik aleti olsaydin hangisi olurdun?



(Ortaokuldaki flütümün tıpkısının aynısı, hala duruyor:))


18 Nisan 2012 Çarşamba

Photoshop, ders 9

Hu huuu hala photoshop öğrenmeye hevesli kişiler var mı orada? Geçen seferki ders çok sıkıcıydı di'mi? :D Yine de gerekliydi ama:) Bu defa çok eğlenceli bir dersle geldim. Dersin adı shape kullanımı. Shape nedir diye merak ederseniz google amcaya sorun derim, çünkü kendisiyle yeni tanıştım sayılır. Bu ders de tanışma esnasında shapeleri kurcalarken ortaya çıktı:)) Hemen kullanmak istediğiniz güzel bir fotoğraf seçin, photoshopu açın ve adımları takip edin. Photoshopun p’sini bilmeyen insan bile yapar bunu, inanılmaz pratik.



11 Nisan 2012 Çarşamba

Sendrom #2 Kısa boy sorunsalı..



Kişisel sendromlara devam. Geçen yazımızda ortanca kardeş sendromunu konuşmuş, sorunu kökten çözmüştük :P Bu defa kısa boy sorunsalına değiniyorum. Maalesef yine tecrübelerime dayanan bir yazı olacak. Gönül isterdi ki uzun boylu insan olmanın avantajlarını yazayım, ah ahh kompleksim çıkıyor yavaştan yukarı :P Şaka şaka boy konusunda azucuk -gerçekten az, yazıya bakmayın siz!-  bir kompleksim var, kabul ama bir okuyun yazıyı, niye var görün. Ben değil etrafımdakiler sorunlu boyum konusunda. Ben hiç kısa boylu biri olduğumun farkında değildim -ahaha iç sesim itiraz ediyor bu cümleye-  en azından kısa boyun sorun teşkil edeceğinden/ettiğinden vs haberdar değildim. (Etmiyor da zaten.)Ne zaman okula gitmeye başladım o zaman bu sorun patlak verdi. Bir de baktım “Aa ben kısaymışım, ne ayıp!” diyorum. :P Zaman iç dökme zamanıdır çingu!

4 Nisan 2012 Çarşamba

Ev hallerinden..

Geçenlerde elmalı pasta istedik, annem de kalktı yaptı. Hamuru biraz fazla yapmış sanırım, yap yap bitmiyor; çözümü son tepsideki pastaları büyük yaparak bulmuş. Çayın yanına servis edildiğinde tabakta sadece büyükler kaldı. Biraz büyük olmuştu, kaplumbağaya benzettik; yiyemedik! :D Epey geyik yaptık üstüne. Birkaç gün önce de çay içiyoruz, salatadan salatalık konusuna geçiş yaptık,  annem; “Dün dolabı açtım baktım salatalıklar kocaman olmuş! Korktum.” dedi; ben de ipler koptu, çay ağzımdan püskürdü. Kahkaha krizine girdim resmen. Nasıl büyüdü olur mu öyle şey sen öyle almışsın derken dün internetten baktım sahiden varmış böyle bir şey. Ekşi sözlükte biri daha böyle bir şeye şahit olmuş. Annem haklıymış. :D

2 Nisan 2012 Pazartesi

Beklenen film: Açlık Oyunları

Nihayet filmi izleyebildim. Filmde 15 yaş sınırı varmış biletleri almaya giderken şöyle öğrendim:

“Açlık Oyunları filmine bilet almak istiyorum.”

Kafasını ekrandan ayırıp bilet almak isteyen bana bakan satıcı kaşlarını çatarak: “Affedersiniz, yaşınız kaç? Tek başınıza mı geldiniz?”

Allah allah ne yaşı yahu şaşkınlığından sıyrılamadan yirmi iki deyiverdim. Film başlarken ekrandaki yaş sınırını görünce jeton düştü! Neyse.

Salonda en dikkat çeken izleyici, iki yaşlı teyzeydi. Teyzelerden biri evde yağsız tuzsuz, sıfır kalori mısır patlatmış gelmişti. :) Çok tatlılardı! :)


hunger games - açlık oyunları

1 Nisan 2012 Pazar

Seviyorum seni kadın!

City Hall izliyorum şu sıralar.

"Gelecek yıl şanslı olursam bu çocuklardan biriyle çıkacağım"

(Ben de! :D )

28 Mart 2012 Çarşamba

Sendrom #1 Ortanca çocuk sorunsalı..

Ortanca kardeş sendromu…
Bu bir eziklik duygusu…
Beş kardeşin yanlış yerinde duruyormuşsun gibi…
Arada kalmışsın gibi…
İlginç ve acı veren bir sendrom…
Bu sendroma yakalandığıma eminim…
Çünkü ben, ortanca kardeşim…

Beş çocuklu bir ailenin ortanca çocuğuyum. Bu durumu benden iyi bilen kişi yine bir başka ortanca kardeştir, siz büyükler, küçükler anlayamazsınız bizi :P Tecrübelerimle sabittir hepsi. Bu sendrom en az 3 kardeş olma durumuyla ortaya çıkan ve çift sayılı çocuğa sahip ailelerde asla görülmeyen bir sendromdur.

25 Mart 2012 Pazar

■Kore Dizilerine ödül dağıtıyoruz..

Kore Delisi'nden çok güzel bir mim geldi. Eğlenceli olduğu kadar üstünde düşünülmesi gerken bir bir mim :) Hafızam epey zorladı beni, aklıma neredeyse ilk geleni yazdım. Böyle bir mim şarttı bize ama, izlediklerimizin bir şekilde analizini yapmalıydık ;)


En Şaşırtıcı: 49Days şaşırtmıştı. Ayrıca Bad Boy da şaşırtmıştı beni, bir kere çok güzel bir dizi sanıyordum değilmiş; şaşırdım!:D Aşk üçgenleri çok karışıktı; şaşırdım! :P Finalde ise yine şaşırdım! :) Senarist işin içinden çıkamadı bence :P İzlemeyenlere tavsiye etmiyorum.

6 Mart 2012 Salı

Mim: Sevdin söyle, sordum cevapla, 5n1k?

Narsist Prenses’imiz bir mim paslamış bana, ona da Şeyma paslamış, Şeyma’ya kim paslamış bilmiyoruz çünkü Şeyma hatun tembellik edip üç ayrı mimi biriktirmiş biriktirmiş 3konulu 1mim yapmış :P Tembel çinguuu :P :D Neyse efenim, soru-cevap anket misali bir mim olduğu için cevaplaması çok eğlenceli oldu benim için.

Mim 1 : En Sevilenler


1.En sevdiğin şeyler nelerdir, nelerden hoşlanırsın?

Öyle sınırları çizilmiş şeylerden bahsetmediği için bu soru cevabım biraz lay lay lom olacak :P En çok; eti cin, eti puff ve çokomel’den hoşlaşırım! :D Bitter çikolatayı da unutmayayım ama, çok severim. Ha bi de bi de şey var, algida twister dondurma, yeşil/krem renk olandan. Yaz boyu günde iki kez yememe rağmen hala yeşil/krem olan dondurmanın neli olduğunu bilmiyorum ama müthiş bir lezzetti. Çok özledim sırf bu dondurma için tamam bir de erik(ekşiiiiiiiiii! :D ) için yaz gelsin istiyorum :P